Masumlar Apartmanı Dizisi’ndeki Psikolojik Hastalıklar

Masumlar Apartmanı
Masumlar Apartmanı

Dr. Gülseren Budayıcıoğlu’nun Madalyon’un İçi isimli kitabından uyarlanan ve ilk bölümü 15 Eylül 2020 tarihinde yayınlanan Masumlar Apartmanı dizisi kısa bir süre içerisinde reyting rekorları kıran bir dizi haline geldi. Öyle ki dizinin olduğu günler Instagram dizinin sahnelerinin çekildiği hikayelerden geçilmiyor; Twitter da “Ah Safiye…”, “Ah Gülben…” yorumlarıyla dolup taşıyor.

Bunu iki sebebe bağlıyorum.

Birincisi, Ezgi Mola(Safiye) ve Merve Dizdar’ın(Gülben) göz dolduran oyunculuğu. Safiye’ye yaptıkları sebebiyle önce kızıyor, sonra geçmişe dair görüntüleri izlediğimizde acıyor ve anlıyoruz. Gülben’in çaresizliğini gördükçe, o ağladıkça biz de ağlıyoruz. Bir de her ne kadar uyarlama olsa da, belli bir kısmının gerçekten yaşandığını düşündükçe ister istemez daha fazla kendimizi kaptırıyoruz. Empati seviyemizin bu hale gelmesinin de sebebi oyuncuların karakterlerin duygu durumunu tam olarak bize geçirebiliyor olması.

Safiye ve Han

İkincisi, Türk halkı her ne kadar entrika, aşk, töre vs. gibi klasik konuları çokça seviyor ve izlemeyi tercih ediyor olsa da artık yeni konulara aç bir durumda. Bu sebeple çeşitli psikolojik hastalıkların sebep olduğu bir aile dramı dizisi hepimizde, uzun süredir televizyon izlemeyenlerde dahi merak uyandırdı.

Peki Masumlar Apartmanı dizisinde yer alan psikolojik hastalıklar neler? Karakterler üzerinden inceleyelim.

”Safiye” Karakteri

Obsesif-Kompulsif Bozukluk (OKB) : Obsesyon adı verilen tekrar eden düşüncelere sahip olan kişiler bu düşüncelerin kendisini rahatsız hissettirmesi sebebiyle belli ritüeller gerçekleştirirler. Yani kompülsiyon denilen tekrarlı davranışlara sahip olurlar. Bu düşünceler de, düşüncelere bağlı davranışlar da kontrol dışı gerçekleştiği için, hem hastalığın sahiplerine hem de çevresindekilere zorluklar yaşatırlar. Hastalığın nedeni diğer psikolojik hastalıklarda da olduğu gibi tam olarak bilinemese de biyolojik ve çevresel faktörlerin geçerli olduğu bilgisi mevcut.

Safiye’de de tüm yiyecekleri ve eşyaları hatta kendini 4’er kez yıkama gibi ritüeller dışında, her yerin sürekli kirli olduğuna dair onu rahatsız hissettiren bir takıntısı var. Ancak anıları gösterdiklerinde görüyoruz ki Safiye hep bu hastalığa sahip değilmiş, annesinin yaşatmış olduğu travmalarla ve en sonunda da annesinin ölümüyle birlikte bu hastalığa sahip olmuş. Ve Safiye’nin sürekli her eşyayı ve insanı kirli olarak görmesinin sebeplerinden birisinin de, yine annesinin yaratmış olduğu travmalar sebebiyle, kadın-erkek ilişkilerini “pis” olarak nitelendirmesi. Bunu en net kız kardeşi Neriman’ı komşu çocuğuyla konuşurken gördüğünde kızı tüm kıyafetleriyle banyoya sokup çitilediğinde ve Gülben Esat için saçlarını açtığında kızın saçlarını dibinden kesmesiyle gördük.

Bir de Safiye’de bir dairenin tamamını “bir gün lazım olur” diye, tuvaletli çarşaflara ayırdığına göre Kompulsif Biriktirme Hastalığı var. Ancak bunu zaten Han’da detaylandıracağımız için çok detay vermiyorum.

”Han” Karakteri

Kompulsif Biriktirme Hastalığı (Dispozofobi) : Halk dilinde istifçilik olarak da nitelendirdiğimiz dispozofobi, herhangi bir değeri olmayan eşyaların hastalık sahibi tarafından çok değerli olarak görüp saklaması ve atamaması durumudur. Koleksiyonerlerden farklı olarak biriktirdikleri eşyaların belirli bir tekrarı olmaz, düzensizlerdir. Koleksiyonerler ise aynı veya benzer ürün gruplarını toplarlar. Ayrıca dispozofobide kişiler kendilerini o eşyayı saklamaktan alıkoyamaz, bir başkası tarafından atılırsa da öfkelenirler.

Günümüzde nüfusun %3’ünde bu hastalığın mevcut olduğu tespit edilmiş olmakla beraber, bu hastalığa sahip kişiler genelde durumu gizlediği için daha da fazla kişinin sahip olabileceği düşünülüyor.

İlk bölümde tüm ailenin içerisinde o kadar sağlıklı gözüküyordu ki Han, onu çöp toplarken görünce sanırım tüm Türk halkı “şok” oldu. Anıları gösterdiklerinde görüyoruz ki, annesi Han küçükken en sevdiği oyuncağı olan kurşun askerini çöpe atmış. Sonrasında ailesini çizdiği bir resmi de yine annesi çöpe atmış. Bir ihtimal bunlar ve henüz bilmediğimiz diğer yaşanmışlıklar Han’ı dispozofobiye itiyor olabilir. Bir ihtimal de, daha önce annesinin uyguladığı, sonrasında da ablasının devam ettirdiği olağandışı temizlik beklentisine bilmeden veya bilerek bir tepki olarak çöp topluyor olabilir. Belki de iki durum da tetikliyordur bu hastalığı, bilinmez.

Eğer kitaba bağlı kalırlarsa, Safiye ve Gülben’e sonunda neler olacağını az çok biliyoruz. Ama kitaptan ayrı bir şekilde işlenen Neriman karakteri ve kitapta hiç var olmayan Han karakteri için koca bir bilinmezlik devam ediyor.

”Neriman” Karakteri

Mazoşizm : Mazoşizm kavramı acıdan haz almak olarak özetlenebilir. Mazoşizm genellikle cinsellikle ilişkilendirilse de günlük hayattaki bazı davranışlarımızda da görülebilmektedir. Kesici, yanıcı aletlerle kendine zarar verme, kabuk bağlayan yaraları koparma gibi fiziksel acılarla acı çekme ihtiyacının karşılandığı görülmektedir. Bu mazoşizmin ilk evresi olmaktadır. İkinci evresi ise ruh mazoşizmi, yani duygusal olarak acı çekme ihtiyaçlarını karşılama durumu. Duygusal olarak kendisine zarar verdiğini bildiği halde, kişinin bu durumu sürdürmesi. Örneğin imkansız bir aşkta ısrarcı olmak gibi. Bu iki gruptan farklı olarak bir de gizli mazoşistler mevcut. Bunlara da örnek olarak işkolik kişiler verilebilir. Ne kadar yorulurlarsa o kadar mutlu olurlar. Mazoşist davranışlar sergileyen kişilerin genellikle çocukluklarında cinsel taciz yaşamış olduğu tespit edilmiştir.

Neriman’da ise stres anlarında kollarını kaşıyarak yara oluşturma ve sonra da üzerinde kolonya dökerek acıyı artırma davranışını gördük. Bunları yaparken rahatladığı da çok net olarak gözüküyordu. Gözlemlediğim kadarıyla bu davranışın iki sebebi olabilir. Birincisi karşı cinse ilgi duyduğunda yanlış olarak nitelendirip kendini cezalandırıyor olabilir. Neriman her ne kadar davranışlarıyla ablalarından farklı olduğunu gösterse de, çocukluktan beri aynı öğretilerle büyüdüğü için, Safiye ona tepki gösterdiğinde yaptıklarının yanlış olduğunu düşünüyor, kendisini suçluyor olabilir. İkincisi ise, yaralarını vücudunun görünür yerlerinde açıyor olması, evde aklıselim olarak gördüğü tek insan Han’a karşı bir yardım çığlığı olabilir.

”Gülben” Karakteri

Gülben konu olunca, durum biraz daha karışık. Dizide işin yalnızca psikolojik şiddet tarafı yansıtılıyor bize ama kitapta bir de fiziksel şiddet boyutu var. Öyle ki, küçükken Gülben altına yaptığı için annesi cinsel organını yakmış. İnsan en güvendiği limandan, annesinden gelen böyle bir saldırıyla nasıl başa çıkar, empati dahi kuramıyorum. En azından Safiye tarafından elinden geldiğince annesinden korunmuş, biraz da sevgi gösterilmiş diye tam mutlu oluyorum.(Hatta Safiye’ye daha fazla üzülmeye başlıyorum, o hiç kimseden sevgi görmemiş diye) Sonra Safiye yine annesinin rolüne bürünüp “Südüklü” deyip aşağılamaya başlıyor, kahrolmaya devam ediyorum. Keşke Merve Dizdar bu kadar iyi rol yapmasaydı.

Gülben’e ne dispozofobi diyebiliriz çarşafları biriktirdiği için, ne de obsesif-kompulsif diyebiliriz sürekli temizlik yaptığı ve belli ritüelleri uyguladığı için. Çünkü Gülben bunların hepsini ablası azıcık onu sevsin, taktir etsin, beğensin diye yapıyor. Ablasının görmediği vakitlerde, kendisine fark etmeyecek kadar heyecanlı olduğunda gördük ki banyodan salona aynı terlikle geçebiliyor. Ya da çok susadığı için mutfağa girerken o kıyafetleri giyip, boneyi takmaya üşenip saçını elbisesinin içine sokup girebiliyor. Han Esat’ı eve soktuğunda yabancı birisi girdi diye kriz de geçirmiyor. Çarşafları sırf ablasının korkusuna o dairede saklıyor. Yani bu kızın normalde gerçek bir psikolojik rahatsızlığı olduğunu söyleyemeyiz. Belki çocukluğundan beri sadece bu doğrularla büyüdüğü ve tutunduğu tek dalı olan ablasının da doğruları bu olduğu için, onun doğrularını taklit ediyor olabilir.

Altına işeme durumu ise obsesif-kompulsif bozukluğu olan annelerin çocuklarında genelde sık görülürmüş. Yani bir nevi annenin takıntılarına karşı istemsiz bir başkaldırı. Gülben için annelik rolünü hala Safiye sürdürüyor diye düşünürsek de, taşlar yerine oturmuş oluyor.

 

Masumlar Apartmanı dizisi içerisinde yer alan psikolojik hastalıklar şimdilik bunlar gibi gözüküyor. Ama her bölümde farklı bir karakterle ilgili yeni bir şey öğrenip “şok” olduğumuz için, daha niceleriyle karşılaşabiliriz.

Masumlar Apartmanı dizisi her hafta Salı günleri 20.00’da TRT 1’de yayınlanıyor.

 

-Misafir Yazar Ecem Toksa

 

Daha fazla haber için buraya tıklayabilirsiniz.

Bizi Twitter’da da takip etmek için buraya tıklayabilirsiniz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*