El Nusra Cephesi’nin Evrimi – ITCT

El Nusra Cephesi'nin Evrimi - ITCT.Org.UK'den Türkçe Çeviri

Suriye’de muhalifler denildiğinde akla gelen ilk örgütlerden birisi El Nusra Cephesi. Bu yazıda El Nusra Cephesi’nin evrimi ele alınıyor.

Kuruluşundan bu yana hem ideolojik hemde isim olarak birçok değişikliğe uğramış yapı..

Levant’ın Korunması Cephesi, Ensar el Mücahidler Ağı, Suriye’nin Kurtuluşu Meclisi, Levant Halkının Destek Cephesi, Zafer Cephesi, Şam’ın Fethi Cephesi, Cihad Savaşı Alanlarındaki Levanten Mücahidleri, Suriye Halkının Savunması Cephesi sadece bazı örneklerdir. Bu adların tümü aynı kuruluşa aittir. Öte yandan, örgütün tarihi boyunca hem ideolojik hem de stratejik olarak büyük değişiklikler geçirdiği açıktır.

Nusra Cephesi ilk büyük saldırısını 23 Aralık 2011’de Suriye’nin başkenti Şam’da yaptı. El Nusra Cephesi’nin Irak’ta İslam Devleti’nin bir uzantısı olarak kurulduğu iddia edildi ve başlangıçta IŞİD lideri Ebu Bekir El Bağdadi tarafından da desteklendi.

El Nusra’nın (şu anda HTS’nin lideri) Ebu Muhammed el-Colani, Suriye’den Irak’a gönderildi. Böylece grup Suriye’deki iç savaştan yararlanarak bir İslam devleti kurmayı hedefledi.

Nisan 2013’te Nusra’nın Suriye’nin laik muhalefeti ile işbirliği, Ebubekir el Bağdadi’yi kızdırdı. Grup ile olan farklarının ardından, El Kaide lideri Zevahiri’nin uyarılarını dinlemeyen Bağdadi, Suriye’ye kendi ordusuyla gireceğini açıkladı. Bağdadi, El Nusra’daki militanlardan örgütü terkederek IŞİD’e katılmalarını istedi. İki grup arasındaki çatışmada El Kaide liderliğinin Colani’ye yakın olması IŞİD ve El Kaide arasındaki bağları zayıflatmaya başladı.

Zevahiri Bağdadi’ye kendisine ve savaşçılarına Irak’ta kalmaları gerektiğini söyleyen mektuplar gönderdi. 2013 yılında iki grup arasındaki çatışmalar, karşılıklı suikastler sonucunda sıcak bir savaşa dönüştü. Irak İslam Devleti militanları Suriye sınırını geçti ve El Nusra’ya savaş ilan etti ve Deir ez Zor ve Rakka gibi bölgelerde Suriye muhalefetini hedef aldı.

Bugün Suriye’de HTS ve İslam Devleti arasında çatışmalar sürüyor. IŞİD ile çatışmanın ardından iki örgüt arasında ideolojik bir savaş görüyoruz. El-Nusra’ya yakın din adamları IŞİD’i harici olarak kabul ederken, IŞİD de örgütün üyelerini mürted olarak kabul etti.

2016 yılına kadar El Nusra, El Kaide ile resmi bağlantısını koparmadı ve faaliyetlerini bayrakları altında sürdürdü. Bu durumda, El Kaide ideolojisinin belki de stratejik nedenlerden dolayı biraz yumuşadığını gördük. Bin Ladin’in El Kaide’sinde böyle bir durum mümkün değildi.

Demokratik idarelerle işbirliği laiklerle ittifaklar ve ele geçirilen bölgelerde ortak mahkemeler kurulması, Bin Ladin’in önderliğinde El Kaide ideolojisine göre küfür olarak kabul edilirdi.

Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlar El-Nusra’nın terör örgütleri listesine almayı amaçladı. Bu dönemde ABD’nin El Nusra grubuna yönelik hava saldırıları gerçekleşti. Hava saldırılarında, Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri, El Kaide’nin önemleri adamlarını hedef aldı. Öte yandan yine IŞİD’e karşı da tam bir mücadele içindeydi.

El Kaide, Nusra’nın 2016 yılında siyasi çıkarları göz önünde bulundurarak kendilerinden ayrılmasına izin verdi ve bundan sonra grubun isim El Nusra Cephesi’nden (Zafer Cephesi) Şam’ın Fethi Cephesine evrildi.

Bu elbette siyasi bir amaç içeriyordu. İsim değişikliğinin arkasında uluslararası tanınma ve meşruiyet kazanma arzusu vardı. Ebu Muhammed el-Colani, bu hareketle Türkiye ve Körfez ülkelerinin yardımını umdu. Suriye’nin yeni anayasasında söz sahibi olmak için.. Ancak, bu durum grubun durumunu iyileştirmedi. Körfez ülkeleri ve Türkiye,ŞFC için bir yardım sağlamadı.

Bu dönüşüm sırasında Colani’nin ekibinden de kopmalar oldu. Şeriat ikamesi projesinden siyasi çıkarlar arayan bir örgüte dönüşen El Nusra, radikal cihatlar için daha az çekici hale geldi. Colani politikasını 2017 yılında da sürdürdü. Hayat Tahrir al-Şam’ın ilanıyla Suriye muhalefeti birleşmeye çalışıyordu.

Halep Savaşı’nın kaybedilmesiyle Colani ve Özgür Suriye Ordusu arasındaki ilişkiler koptu. Halep’teki Özgür Suriye Ordusu, savaşı sürdürürken Türkiye ile ittifak kurmuştu. İslam Devletine karşı Fırat Kalkanı Harekâtı nedeniyle Halep’ten ayrıldılar.

HTŞ bunu unutmadı. ÖSO ile askeri geçiş anlaşması devam etmesine rağmen, onları İdlib merkezinden zorla çıkardılar. Bununla birlikte, ÖSO dışındaki muhalif gruplar bir araya getirildi. Bugün HTS’nin yaklaşık 15.000 militanı İdlib’de kalıyor.

El Nusra Cephesi’nin evrimi sürüyor.

Öte yandan, örgütün siyasi hareketinden rahatsız olan bir dizi cihatçı Huras al Deen grubunu ilan etti ve doğrudan El Kaide’ye bağlılık yemini etti. Bugün Huras Al Deen, Suriye’deki ana El Kaide grubu olarak kabul ediliyor.

ABD, HTŞ’yi de terör örgütü olarak nitelendirdi. Ancak öte yandan, HTŞ ve Colani ekibine yönelik saldırılar durduruldu. Huras al Deen, 30 Haziran 2019’da gerçekleşen saldırı hariç, pek fazla ABD’nin hedefi olmadı. Belki de HTŞ, Washington’da Esad rejimine karşı bir koz olarak görülüyor..

Bu arada, Rusya’nın HTS’ye hava saldırıları yoğun bir şekilde devam ediyor. Saldırılar esas olarak Hama ve İdlib’in kuzeyine odaklanıyor.

Resmiyette Türkiye, HTS’yi terör örgütü olarak tanımlıyor. Türkiye’de HTS üyeleri de tutuklanıyor. Ancak Suriye’de Türkiye ile HTŞ arasında görünmez ve gayriresmi bir askeri geçiş müsadesi olduğunu söylemek mümkün.
Idlib’te ve Hama’da kurulan gözlem noktalarını sırasında taraflar arasında çatışma yaşanmadığı biliniyor. HTŞ’ye yönelik global cihat hareketlerinin eleştirileri de bu noktalara yoğunlaşıyor.
Sonuç olarak, kurulduğu günden bu yana kabuğunu değiştirmeye devam eden Colani ekibinin Suriye’de çok uzun süre kalmasının zor olacağını düşünüyorum.
Ebu Muhammed el-Colani, Enes Hasan Hattab, Abdullah eş Şami, Ebu Mariyah Kahtani, Cabir el Şami  liderliğindeki grubu zor zamanlar bekliyor.
Bu yazının orjinal dili İngilizce olup, 8 Temmuz 2019’da https://itct.org.uk/archives/itct_article/evolution-of-al-nusra-front adresinde yayınlanmıştır.
Diğer içerikler için tıklayınız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*